Tolkien Der Ki; HO-HO-HOO!

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde İngiltere’nin Oxford şehrinde pipolu bir baba yaşarmış.

Bu baba çocuklarını çok sever ve onlar için bir servet değerinde hikâyeler yaratırmış.

Bir gün baba, Noel Baba’nın dili, kalemi olmaya karar vermiş. Her yıl (23 sene kadar sürecek bir zaman dilimi…) Noel zamanı, çocuklarına, Noel Baba’nın ağzından, üzerlerine Kuzey Kutbu Posta İdaresi’nin pulları yapıştırılmış mektuplar yazıp bunları bazen posta kutusuna, bazen şöminenin kenarına ya da hediye paketlerinin yanına bırakırmış.

Mektuplarda Tol… – pardon Noel Baba; kendi hayatından, ev arkadaşı ve aynı zamanda ona tüm Noel velvelesinde yardım eden iş(!) arkadaşı Kutup Ayısı’ndan, bizim dünyamızdaki fareleri andıran kötü Gulyabaniler’den, Gulyabaniler’in baş düşmanı Kızıl Yercüceler’inden, Noel Baba’nın bahçıvanı Kardan Adam’dan ve başka başka karakterlerden bahsedermiş. Ara sıra da yaşadığı evin, dostlarının resimlerini çizer gönderirmiş. Noel Baba çok yaşlı olduğundan ötürü (ilk gönderdiği mektupta 1927 yaşında olduğundan bahseder) titrek bir el yazısı varmış, Kutup Ayısı’nın ise koca patilerinden ötürü kalın… İki dost birbirleriyle sık sık atışsa da, aslında birbirlerini çok severlermiş.

Hayatımda okuduğum kitaplar arasında yalnızca J.R.R Tolkien’in eserlerinde, gerçek hayatta zamanın akışı duruyor ve kendimi tamamen güvende ve ait hissettiğim o dünyaya giriyorum.

Hazır yılbaşı da geliyor. Vereceğiniz hediyelerde kendi yaratıcılığınızı kullanacaksanız bile, söz konusu Tolkien ise, hazıra konmak daha yaratıcı. Çam ağacının altında kırmızı kırmızı parlayacak Noel Baba’dan Mektuplar’a, gece 12’den sonra, tek bir kişi sahip olacak.