Ne tatlı bir kafesin sen Fahriye!

Moda’dan bir tatlı huzur almak ister misiniz? O zaman mutlaka Fahriye Cafe’ye uğrayın.

Rutinlerimizi seviyoruz. Yemek yediğimiz, biramızı içtiğimiz, çalışmak için kapandığımız yerler belli. Ama hiç denemediğimiz, daha önce hiç görmediğimiz yerleri de ziyaret edip yeni rutinlerimize yeni mekanlar eklemeden de edemiyoruz. Böyle olunca zencefilli çay kokusu nereden geliyorsa burnumuz takip ediyor.

Son  olarak Fahriye Cafe’yi keşfettik. Aslında mekanla ilgili pek bir bilgimiz yok. Gittik, gördük, bir çayını içtik, tatlısını yedik, huzura erdik ve çıktık. Kimselerle konuşmadık; çünkü damağımızda kalan huzur yeterince doyurucu oldu, biz hikayeyi Ahmet Muhip Dranas’la, Fahriye Abla ile tamamladık, Müjde Ar’a da başrolü verdik tabii.

Moda Caddesi’nde yürürken aralara girmeyi ihmal etmezseniz kendisini bulmak son derece kolay. Retro havasıyla milenyuma inat olsun diye varlığını sürdüren bizleri tavlıyor hemen. Oturunca kendimizi eskilerden kalma bir pastanedeymişiz gibi hissettik. Sanki o an, orada bulunan herkes eski İstanbul beyefendisi ve hanımefendisi ve bizler de 1970’lerde yaşıyoruz.

Sadece ambiyansı için bile oturabilirsiniz ama bir şeyler yeseniz, içseniz daha da bir hoşunuza gidebilir. Çünkü Fahriye Cafe’de kendine has tatlar bulmanız pek mümkün. Bizim favorimiz haşhaşlı ve damla sakız kremalı pastası oldu. Ayrıca bir anda gelen soğuk hava dalgalarında içimizi ısıtıp adeta şifa verecek çayları da olunca huzurla dolmayalım da nasıl olalım ki başka?