Mutluluk belki de caz dinlemekten geçiyordur

Hector Mutluluğun Peşinde filmine nasıl bayıldığımı daha önce yazmıştım buralarda. Cepte olan yeterli miktardaki kazancıyla hayatını yaşarken, bir anda daha azıyla yaşamaya ve daha fazlasıyla hissetmeye karar veren Hector, Simon Pegg’in her zamanki tatlı oyunculuğuyla beni en çok etkileyen ve bana en çok dokunan filmlerden biri olmuştu.
İhtiyacım olan motivasyonu resmen bu filmle bulmuş ve kendimi elimde pasaportumla Belgrad’a gidecek uçağı beklerken bulmuştum. Tek başıma çıktığım yolculuğun en heyecan verici tarafı ise sırtımdaki sırt çantası, boynumdaki fotoğraf makinesi ve çantamdaki not defterinden başka tanıdık bir şeyin ya da birinin olmamasıydı. İngilizce biliyor olsam da en azından resmî dilini bilmediğim, tabelalarındaki yazılarını bile anlamadığım bir ülkede yalnız olacaktım. Evet, Amerika’yı yeniden keşfetmiyordum ama bazen insanın ferahlamaya çok ihtiyacı oluyor sanırım. Ve bu ferahlama sırasında da  naif, sempatik, cazlı bir yer bulunuyorsa bence çok şanslı sayılabilir.

jazzbasta4

Belgrad seyahatimden önce kendimce bir yapılacaklar listesi yaptım. Plan yapmaktansa sadece gitmek istediğim yerleri seçtim. Bunda CouchSurfing sayesinde konuştuğum ve son derece samimi insanların da etkisi yok değil. Beni gezdirmeyi kabul edenler dışında bir de müsait olmadığı için gezdiremeyeceğinden gezilip görülmesi gerekenlerin yer aldığı ve dili de İngilizce olan internet sitelerini, bloglarını paylaşmayı ihmal etmediler. Böylece Jazz Bašta gitmek istediğim yerler arasında Nikola Tesla Müzesi’nin bile önüne geçti. Zaten Nikola Tesla Müzesi’nden de önce gittim.

İlk günümde biraz yorgun olmanın, biraz da ‘rakija’nın etkisiyle kendimi sokaklara atmaktan çekinmedim. Ve CouchsSurfing sayesinde tanışmayı başardığım arkadaşlarımla ilk durak “turist kızın” isteği doğrultusunda oldu: Jazz Bašta

jazzbasta1

Şehir merkezine son derece yakın; çünkü sadece 10 dk. yürüdük. Ancak kalenin duvarlarının devamında yer alan bu tatlı mekanın yolu pek de iç açıcı değildi. Şahsen yolda “Galiba Hector’un yaşadığı sevimsiz maceralar benim de başıma geliyor, elveda dünya” demeye başlamıştım bile. Sonra demir bir kapının önüne geldik kapı açıldı ve “Alice Harikalar Diyarı’nda!” diye bağırdım. Tabii öldürülmeyeceğimi anlamanın getirdiği inanılmaz rahatlık da bu sevinç nidamda etkili olmadı değil. Kahkahalar içinde içeriye girerken yıkık dökük bir binada naifçe oluşturulan ortam ve arkadan gelen caz inanılmaz geldi. İçeriye girip merdivenlerden çıktık, minik balkondaki yerimizi aldık. Bir tarafta gecenin karanlığının da etkisiyle simsiyah bir boşluk; bir tarafta da bir sürü ülkeden bir sürü yabancı insan, ev yapımı biralar ve Buena Vista Social Club’daki tonton amca ve teyzeleri andıran bir grup müzik yapıyordu.

 

jazzbasta2
“Artık hayata ne tarafından bakmak istediğine sen karar ver” dedi yanımdaki arkadaşım. Ve o anda içeriden California’dan geldiğini öğrendiğimiz bir grubun elimi tutmasıyla kendimi şarkı söyleyip fotoğraf çekerken buldum.

Herkes için aynı deneyimi sunmayabilir Jazz Bašta ama en azından herkese kaliteli caz sunduğu ve sunacağı kesin. Ya da güzel bir ortam ya da lezzetli içkiler…

Belgrad’a yolunuz ne sıklıkta düşer bilmiyorum ama bir gün gittiğinizde kendinizi bu tatlı mekana atın ve cazın tadını çıkarın.

Kendisinin Facebook sayfasına hemen buradan ulaşabilirsiniz.

Giderken belki bizim sayfamız size yol olur diye de haritası da hemen aşağıda:

Fotoğraflar, Jazz Bašta’nın internet sitesinden alınmıştır.