Bu filmlerin içinden müzik geçiyor

Bazı filmler sanki sadece soundtrack albümlerini seneler boyunca dinleyelim diye yapılıyorlar.  Sahneler akla gelirken o sahnede çalan şarkı da çoktan yankılanıyor kulaklarda. Her ne kadar pek yeni bir film olmasa da benim izlemem bu zamanları buldu. Ve son olarak Adam Levine‘nın da katkılarıyla Begin Again‘de böylesine tanık oldum. Zira filmi izledikten sonra ertesi gün ofiste tüm gün boyunca filmin albümünü dinledim. Madem öyle içinden müzik geçen filmlerden kendi ilk 5’imi oluşturayım dedim…

Amélie

Filmin sadece müziği değil her şeyi ayrıca çok tutuldu. Hatta Amélie karakterinin tarzı bile bir dönem genç kızlarımız arasında moda oldu. Ancak bir de filmin müzikleri vardı ki pek çok müziksever kendisini belki de bu film sayesinde tanıdı. Evet evet, Yann Tiersen’den bahsediyorum.

The Boat That Rocked

Korsan radyoculuğu en güzel, en eğlenceli ve en naif anlatan filmlerden biri olabilir. Her bir karakteri ayrı nev-i şahsına münhasır olan The Boat That Rocked’da her bir sahne o bildiğimiz şarkılarla ayrıca efsaneleşiyor. Mesela henüz bu filmi izlemediyseniz “Stay with me Baby dinledim, hıı biliyorum tabii ki ben o şarkıyı” demeyin.

High Fidelity

Daha önce de “About a Boy” ile karşımıza çıkan Nick Hornby yine sinemaya uyarlanan bir hikayeyle karşımızda. John Cusak’ın canlandırdığı Rob; plak dükkanında çok mutludur, çünkü bu hayatta tek önem verdiği ve takıntı haline getirdiği şey müziktir. Ama bir gün yine bir sevgilisi onun vurdumduymaz tavırlarından bunalır ve Rob’u terk eder. Şimdi, yapmayı sevdiği nadir işlerden biri olan top 5 listesini, hayatına giren kadınlar için yapmanın vaktidir. Rob’u en çok üzen 5 kadın kim? Ve onu neden bırakmışlardı?

Kitabını okurken de filmi izlerken de şarkıları tek tek not alıp Nick Hornby’nin pek eğlenceli playlist’ine sahip olabilirsiniz.

This is Spinal Tap

1984’te çekilmiş olsa da ve üstüne ne filmler çekilse de bence sinema dünyasına gelip gelebilecek en komik en absurd filmdir. Spinal Tap isimli üstelik heavy metal yapan bir grubun belgeseli gibi çekilen filmde Yoko Ono mu yoksa Beatles mı ayrımı yaşayan John Lennon’a mı; yoksa asla aslını öğrenemediğimiz kavgalarıyla fanlarını bile 2’ye hatta 3’e bölen Pink Floyd’a mı gönderme ararsınız bilemiyorum. Ama hepsi var. Rock tarihinin tüm klişeleriyle This is Spinal Tap!

Begin Again

Sevgilisiyle müzik yaparken aniden kendini büyük bir şehirde yalnız bulan Gretta (Keira Knightley) ve alkol sorunları yaşayan, eski parlak günlerini özleyen bir yapımcı olan Mark Ruffalo… Birbirlerini kurtaracaklar mı yoksa daha da mı batacaklar…

Filmin müzikleri Adam Levine’nın da yardımıyla zaman zaman kıpır kıpır zaman zaman da pek bir duru… Ama temelde sokaktan gelen sesler ve sadece müzik yapmayı sevdikleri için bir araya gelen insanlarla her şey şahane.

Bonus: Once

Begin Again izleyip de Once’ı hatırlamamak imkansız. Film Dublin’de geçerken filmin içinden de naif bir aşk ve müzik geçiyor. Henüz izlemediyseniz “Aaaa onu izlemedin mi?” diye şaşırıyoruz ve öneriyoruz.