Bir tişört ya da bir çanta der ki: “O gemi gelecek!”

Bir Leyla ile Mecnun sever olarak diziden hepimizin o pek bir hüzünlendiği, sevdiği sahneyi resmetmesiyle tanıştım Tişörtart ile. “O gemi gelecek” yazıyordu ve İsmail Abi vazgeçmeden el sallıyordu.

tişört

İlk gördüğüm tişörtün bu sahneyi anlatması tabii ki de merakımı daha da uyandırdı ve “Kim bilir başka neler vardır?” diye düşünüp takip etmeye başladım hem Instagram’dan hem de Facebook’tan. Tişörtler ve bez çantalar üstündeki baskılara alışığız ama şahsen işin içine kumaş boyası girince daha da bir güzel oluyormuş.

Tişörtart’ın yaratıcısı Talya Yücesan Öcal’a sorduk; bize zaman zaman bir film sahnesini hatırlatan, zaman zaman gülümseten zaman zaman da hüzünlendiriveren ama temelde hep “benim olsa” dedirten tişörtleri nasıl yarattığını.

23 yıllık Ankara yaşantısından sonra pek çok Ankaralı gibi İstanbul’a gelmekten şikayetçi olmamış aksine İstanbul’un sokaklarını çok sevmiş. Zaten tam olarak da bu sokaklardan beslendiğini anlatıyor ve Tşörtart macerasının nasıl başladığından bahsediyor.

tişört1“Özellikle son dönemlerde içimde bastıramadığım bir resim yapma isteği vardı. Aslında resimle ilgili hiçbir eğitimim yok, sadece okul yıllarında başarılıydım ama çok da önemsemiyordum. Resim kurslarına gitmeyi ve resim yapmayı kendime hobi edinmeyi düşündüm ama bir şeyler tam olarak içime sinmiyordu. Resim yapmayı kendim için fazla “yalnız” bir aktivite olarak gördüm. Belki yanılıyorum ama bana fazla bireysel geldi. Kendimi saatlerce boyalar ve tuvaller arasında tek başıma hayal edemedim.  Ben oldukça dışa dönük biriyim ve insanlarla sürekli iletişim halinde olmaktan keyif alıyorum. Resim yapmayı nasıl interaktif bir aktiviteye dönüştürebilirim düşünceleri kafamda dönmeye başladı. Diğer yandan insanların tektipleşmesi, özgün kıyafetlerin yerini fabrikasyon ürünlerin alması gibi çağımız şikayetlerine de sahiptim. Bir gün birden kafamda bir şimşek çaktı ve tişört boyayabileceğimi düşündüm. Böylece hem resim yapabilecek, hem evimde tuvaller arasında sıkışmayacak, hem resimlerimi kolaylıkla insanlarla paylaşabilecek, hatta resimlerimin o çok sevdiğim sokaklarda dolaşmasını mümkün kılacaktım. El boyaması olduğu için model aynı olsa bile hiçbir tişörtümün bir eşi daha olmayacaktı. Tamamen sahibine özel ürünler üretebilecektim. Hemen araştırmaya giriştim, bu işi nasıl yapabileceğimi hangi malzemeleri kullanmam gerektiğini araştırdım. Önem verdiğim diğer bir konu ise bu işin başkası tarafından yapılıp yapılmadığıydı. İnternetten yaptığım araştırma neticesinde bir örneğe rastlamadım o dönem. (Şimdi baya çoğaldı bu işi yapanlar.) Oldukça tezcanlı olduğum için  hemen “tişörtart” hesabını açıp malzeme peşine düştüm. Evdeki tişörtlerle denemelere başladım. Aslında girişimimin talihi henüz 100 takipçim bile yokken Göksel’i resmettiğim bir tişörtün kendisi tarafından farkedilip paylaşılması ile oldu ki bu apayrı ve çok heyecanlı bir hikaye benim için.”

Kendisini ilk olarak Instagram’da gördüm. Zaten o da Instagram’da paylaşım yaparken daha rahat tişört3hissettiğini söylüyor.

“Kullanıcıları hedef kitleme daha yakın ve kullanımı da daha kolay bence. Ama birgün her şeyimin instagramda olması ve başka bir yerde izimin olmaması beni rahatsız etti ve Facebook sayfası açtım. Aynı zamanda daha ulaşılabilir olmayı da hedeflemiştim. Ama tüm siparişlerimi Instagram vasıtası ile alıyorum. Geri dönüşler beni çok mutlu ediyor, sadece sevgi ve beğenisini iletmek için Instagram üzerinden mesaj atanlar bile var. Ben insanlarda yarattığım etkiye çok önem veriyorum. Satışlarım sonrasında müşterilerimden bir memnuniyet anketi doldurmalarını da rica ediyorum. Bu işi insanları mutlu etmek için yapıyorum, aksi bir durum beni amacımdan saptırır.”

Sorduğum sorulara aldığım yanıtlarda sanırım beni en çok etkileyen kısım süreçle ilgili bahsettikleri oldu. Çünkü bir insanın kendini kaptırarak “üretmek çok büyülü bir şey” demesi ve bunu tüm gücüyle yerine getirmek için uğraşması muhteşem bir şey.

tişört2“Şu anda tişörtlerimle beraber anne ve babamın diktiği kol, sırt ve el çantaları ile yastık kılıflarını da boyamaktayım. Resim yaparken verdiğim emek o kadar kıymetli ki neyin üzerine yaptığıma oldukça önem veriyorum. O yüzden tişörtlerim benim belirlediğim kalıplarda ve kumaşlarla özel dikiliyor, çanta ve yastıkları da yine kendi seçtiğimiz malzemelerle anne-babam dikiyor. Yani ürünlerin her hücresi el emeği dolu, hepsi butik ve az sayıdalar. Şu an tasarımlarımı resim yapmak üzerine oluşturdum. İleride yine resim yaparak üreteceğim broş ve takı projelerimi de hayata geçirmeyi düşünüyorum. Üretmek çok büyülü bir şey. Sıfırdan, hiç eğitimsiz, insanlara kulaklarımı tıkayarak, kendime inanarak başlayıp buraya kadar getirdiğim projem içimdeki üretme aşkını körüklüyor. O yüzden herhangi tişörtle başladığım yoluma herhangi özgün bir ürünle devam edebilirim. Denemekten ve paylaşmaktan korkmamak gerektiğini gördüğümden beri yeni şeyler ortaya koyma konusunda daha cesurum. Uzun vadede ise kesinlikle seramik yapmayı öğrenmek istiyorum.”

Bu birbirinden özel, butik işlere ulaşmak isterseniz şu sayfaları ziyaret edebilirsiniz:

https://www.facebook.com/tisortart

https://www.instagram.com/tisortart/

tişört4